|
Ben kimim?
Bu soruyla sorguladığımız, aslında varoluşumuzdur. Bu soruya çok farklı düzeylerden yanıtlar getirebiliriz. Ruh - zihin -beden bütünlüğünde kendimizi algılarsak, bu soruyu üç unsurdan biriyle bağlantılı olarak sorarız. Genellikle de bu parçaları bütünleştirmekte zorlanmaktayızdır.
"Ben kimim" sorusunu kişi terapide yönelttiğinde, beraberinde daima acı da vardır. Sorunun yanıtı, fiziksel görünüm, eğitim, meslek, ilişkiler gibi dışsal unsurları aşarak iç dünyaya inildikçe belirmeye başlar. Bu soruyu sorgulama ihtiyacı, kişinin iç dünyasında baş etmeye çalıştığı güvensizlik ile belirmektedir. Duygusal rahatsızlıkların temelinde güvensizlik yatar. Bu durum, kendinden şüphe etmeye yol açar. Kişide kim olduğu ve ne olduğuyla ilgili kuşkular yaratır. Sonuçta kişi kendisini tanıyamaz.
Farkındalık, bir süreçtir. Kişinin kendini tanımaya başlamasıdır. Kendini başkalarının gözüyle görebilmek, yargılamadan, dışlamadan kendinde olan ve o ana kadar fark edemediği özellikleri fark edebilmek ve kabul edebilmektir. Ancak tanıdığımız ve kabul edebildiğimiz özelliklerimizi değiştirebiliriz. Kişinin kendini "olduğu gibi" kabul edebilmeye başlaması iç uyumunu artırır. Kendiyle barışık ve uyumlu kişinin sevebilme potansiyeli de artar. İç dünyasındaki olumlu gelişme yaşamındaki ilişkilere de yansır. Kendisini tolere edebilen kişi başkalarına da daha olumlu yaklaşmaya başlar. Kişi kendisiyle tanıştıkça sınırlarının ve yeteneklerinin farkına varır. Böylece kendi engellerinden özgürleşen birey, kendi gerçek potansiyelini ortaya çıkarmaya başlar. Bu da yaşamdaki doyumuna katkı sağlar.
|